Nasıl Nefes Alıp Veriyorsunuz?

22.7.2014 14:31:52Yorum (2)

Nasıl Nefes Alıp Veriyorsunuz?

Patrick McKeown'un Asthma Free Naturally adlı kitabından alınmıştır, Asthma Care, Galway, 2003

"Alışkanlık, ya hizmetkarların en iyisi ya da efendilerin en kötüsüdür." Nathaniel Emmons

Çoğu insan günlük hayatında sürekli nefes alıp verdiğinin farkında değildir, solunum bilinçsiz olarak devam eder. Bir sonraki nefesin geleceği kesindir ve bir problem çıkıncaya kadar kimse nefesi üzerinde düşünmez. Oysa ki nefes, dikkati yöneltme, gözlem ve iradeyle kontrol edilebilecek en önemli fizyolojik fonksiyondur. Nefes hızı ve hacminin değiştirilebilmesinin ön koşulu, mevcut solunum modelinin farkına varılmasıdır.

Cambridge Papworth Üniversitesi’nden doktor Claude Lum, fazla solunumu (hiperventilasyonu) karbondioksit seviyesinin düşmesine sebep olan kötü bir alışkanlık olarak tanımlamıştır. Alışkanlıklar kolay kazanılır, ancak bırakmak zordur. Sigara alışkanlığı buna en güzel örnektir. Alışkanlığı değiştirmeye çalışmak ilk günlerde sıkıntıya yol açar ve zihin bu konuyu sorun haline getirebilir.

Alışık olduğumuz cehennemi bilmediğimiz cennete tercih ediyoruz. Zararlı alışkanlıkları öylesine bilinçsizce sürdürüyoruz ki, bunu yaşamanın tek yolu sanıyoruz. Oysa ki farkındalıkla alışkanlığı görüp onu sağlıklı olanla değiştirmek, yaşamımız için son derece ilham vericidir. Bu değişiklik süreci ciddi bir disiplin ve sabır gerektirir, ancak elde edilen sonuçlar bu yatırımı fazlasıyla karşılar. Kişinin böyle bir değişimi başarabilmesi, her şey bir yana, kendisine olan özsaygısını arttıracaktır.

Mevcut solunum modelini fark edip onu değiştirmeyi başaran bir kişi, hayatının birçok alanına etki edecek yeni bir alışkanlık kazanmış olacaktır. Zihin ve beden sağlığında elde edeceği iyileşme, nefesini düzeltmek için egzersizlere harcadığı zamana fazlasıyla değecektir. Örneğin astımlı bir kişinin elde edeceği en önemli sonuç, astım semptomlarının ömür boyu tamamen ortadan kalkması olacaktır.

Profesör Buteyko’nun birçok astımlı hastasının 30 yıl geçmesine rağmen semptomlarının ortaya çıkmaması, Sovyetler Birliği otoritelerinin Buteyko Metodu’nu tanımalarını sağlamıştır.

Fazla Solunum (Hiperventilasyon) Nedir?

Hiperventilasyon olarak adlandırılan fazla solunum, kısaca, vücudun ihtiyacı olan miktardan daha fazla havanın solunmasıdır. Normal solunum hacmi, dakikada 5-6 litredir.

Profesör Buteyko’nun Brisbane’deki Mater Hospital’da 1995 yılında yaptığı çalışma, astım hastalarının kriz aralarında dakikada 10-20 litre ve kriz sırasında 20 litrenin üzerinde havayı soluduklarını göstermiştir.

Hiperventilasyon, akciğerdeki karbondioksitin kaybına yol açar. Kısa vadede bu durum sorun oluşturmaz, çünkü nefes hacmi karbondioksit değerini yükseltmek için kendiliğinden düşer. Ancak hiperventilasyonun alışkanlık haline gelmesiyle günler, haftalar, aylar ve yıllar boyunca vücudun ihtiyacından fazla miktarda hava solunması, karbondioksit seviyesinin kalıcı olarak düşük olmasına sebep olur. Beyindeki solunum merkezi bu düşük karbondioksit seviyesine ayarlanır ve bu değeri doğru kabul eder. Vücudun hücreleri, dokuları ve organları bu durumdan dolayı acı çekmesine rağmen, solunum merkezi düşük karbondioksit seviyesini koruyabilmek için kişiyi hiperventilasyon yapmaya zorlar.

Karbondioksit, vücudun normal fonksiyonlarını sürdürebilmesi için son derece önemlidir. Karbondioksit oksijenin hücrelere transferinde önemli rol oynar (Bohr Etkisi), kan damarlarını ve solunum yollarını genişletir, kanın PH değerini ayarlar, bağışıklık sistemini güçlendirir, vücudun doğal steroidi olan kortizol üretimini uygun seviyede tutar. Vücudun, kendisi için bu kadar önemli olan karbondioksiti kaybetmemek adına bir mekanizma geliştireceğini düşünmek mantıklı olacaktır. Enflamasyon, düz kasların daralması ve mukus salgısının artmasıyla hava geçiş yolları daralır ve bu da vücudun karbondioksit seviyesini korumak için oluşturduğu doğal bir savunma mekanizmasıdır. Astımlı bir hastanın vücudunda karbondioksit seviyesi çok düştüğünde bu savunma mekanizması devreye girer. Hiperventilasyon ayrıca solunum yollarının nem kaybetmesine sebep olur. Bunlar, astım krizlerinin oluşmasında belirleyicidir.

Astımlı hastaların kronik hiperventilasyon yapan diğer kişilerden farkı, karbondioksit kaybını önlemek için doğal savunma mekanizmalarının olmasıdır. Bu tür savunma mekanizması olmayan kişiler, tedavisi olmayan pek çok hastalıkla uğraşmak zorunda kalırlar. Tabi ki bu durum astım hastası olmanın avantajlı olduğu anlamına gelmez. Astımdan ve diğer kronik hastalıklardan kurtulmanın ve korunmanın doğal yolu, nefes hacminin normal değerlere getirilmesidir. Normal değerlere getirilen nefesle hücreler, dokular ve organlar ihtiyacı olan oksijene ulaşırlar ve bu da sağlıklı yaşamın temelidir.

1900’lü yıllardan önce, astımlı hastalar nüfusun geri kalanından daha uzun yaşıyorlardı ve astım sebebiyle ölüm bilinmiyordu. “Astım hastası olmak genellikle diğer hastalıklardan bağımsız olarak daha uzun yaşamak anlamına geliyordu, fakat kimse astımın diğer hastalıkları nasıl önlediğini ve astımlı hastaların neden daha uzun yaşadıklarını bilmiyordu.” Prof.Buteyko. 19.yüzyılın sonlarında Oxford Üniversitesi’nden Sir William Osler, Principles and Practice of Medicine adlı kitabında şöyle yazmıştır: “Astımın anatomisi hakkında tam bir bilgimiz yok ve astım krizi sırasındaki ölümler bilinmiyor.”

Modern yaşamın sonucu olarak ortaya çıkan hiperventilasyon, nefesle bağlantılı hastalıkların sebebidir. Profesör Buteyko, hiperventilasyon sonucu ortaya çıkan hastalıklarda genetik yatkınlığın belirleyici olduğunu düşünmektedir. Yani, kronik hiperventilasyon yapan bir kişi, kendi genetik yapısıyla bağlantılı olarak bu durumdan etkilenecektir. Buteyko, genetik olarak astıma yatkınlığı olan kişilerin ancak hiperventilasyon yapmaları durumunda astım hastası olacaklarını söylemektedir. Hiperventilasyon astımın sonucu değil, astım hiperventilasyonun sonucudur. Hiperventilasyonun azalması astımın düzelmesi olarak sonuçlanacaktır. Bu durum, Buteyko’nun 40 yıllık çalışmalarıyla ve Brisbane Mater Hospital (Avusturalya)’da yapılan diğer bağımsız çalışmalarla onaylanmıştır.

 

Türkçe’ye uyarlayan: Funda Aşkınoğlu

Yorum Yap
* Ad Soyad
* E-Posta
Yorum
Yorumlar (2)
  • Mehmet Bolaç
    Buteyko Nefes metodunu uygulamam sonucunda bu güne kadar doğru nefes almadığımı öğrendim. Aldığım eğitim sayesinde yıllarca çektiğim kronik bronşit den arındım. Geceleri rahat uyudum ve dinlenmiş olarak uyandım. Şimdiye kadar vermek isteyip de bir türlü veremediğim kilolarımı hiç bir zorlama olmadan,diyet uygulamadan vermeye başladığımı gözlemledim. Buteyko Nefes metodu sayesinde hiç vaz geçemediğim tatlıya karşı isteğim yok oldu. Bu da kilo vermemi olumlu yönde etkiledi... Bu metodun öğrenilmesi ve uygulanmasına öncülük edenlere teşekkürler..
  • Serpil Akçacıoğlu
    Çok güzel,bilimsel ve akılcı bir yazı,paylaşımınız için teşekkürler ABD de Patrick McKeown'un bir sunusunu izlerken Buteyko metodunu tanıdım ve araştırınca sizi ve Dr.Vesile hanımı buldum. Önce tekniği öğrenmek için İrlanda veya İngiltereye gitmeyi düşünmüştüm ancak Türkiye 'de de verildiğini görünce sevindim. Yanlış anlamadıysam Buteyko metodu Nevşah Fidan'ın öğrettiği ve popülarize ettiği yöntemin veya öğretilerinin tam tersi olmasa bile onların hiperventilasyonu yerine normoventilasyonu hedefliyor, değilmi ? Ben bir tıp doktoruyum farkındalığımın artmasıyla birlikte hastalarıma bütüncül tedavi yaklaşımlarını tercih etmeye başladığımdan beri hep nefesle ilgili eksikliği hissettim .Bu metodu hem kendim hem hastalarım hem de yakınlarıma öğretmek için öğrenmek ve uygulamak isterim. Saygılarımla Dr. Serpil Akçacıoğlu
Telefon
0216 355 54 66
E-Posta